Anladık kapitalistiz de peki Türkiye olarak bundan başka geleceğe kapitalimiz yok mudur??? İstanbul' a soruyor muyuz bu kadar göçle, çarpık yapılaşmayla, beton dökmekle seni kamburlaştırdık mı, bıktırdık mı diye? Hayır.Türkiye İstanbul'dan ibaret değildir :). Anadolunun bağrından kopup çalışmaya gelerek başarılı olan, kendini ve ailesini "kurtaran" bireyler de göçtükleri yerlere asla geri dönüp te bakmaz bile. Veya çok zengin olup Maslow'un artık tırmanacak bir ihtiyaç basamağı kalmamış kişiler dönüp te kendi şehirlerine hiç yatırım yapmıyor neredeyse. Hafiften artık Anadolunun da sesini dinlemek, güzelim şehirlerimizi markalaştırmak gerekiyor. Malum artık endüstride de miktar, ürün, kalite konseptleri çoktan aşıldı her ürün ve hizmet her destinasyon marka olmak ve iletişim aracılığıyla insan beyninde kendini konumlamak, doğru imaj oluşturmak zorunda.
Ülke yöneten kişilerin tabi ki mimar liderler olmasıyla olacak bir iş bu. Hayat düzenlerimiz ve kurallarımız yanlış inşa edilirse o sistem içinde doğru hareket edilmesi zorlaşır hatta imkansızlaşır. Bilgisayar destekli simülasyon programlarında bile çok basitçe görebiliriz ve hatta belki de yarattığımız araçları, programları, ders geçmek için değil de hayatı meslek dalları yardımıyla inşa etmek için mantıksal idealizmle kullanacak gençlere ihtiyacımız var.
Diyelim ki her türlü imkan bu şehirlerde diye geldik ve imkanlarından faydalanıyoruz.. Peki aynı lokasyonda beyinsel ve cüzdansal kazanımlarımız kısır döngüye dönüşeceğine, 1 senelik pırıl pırıl eşyamızı bir yenisiyle değiştirmek için birbirimizi mağaza kapılarında ezeceğimize edindiğimiz imkanları imkanı olmayan bölgelere şehirlere, en basiti geldiğimiz memleketlerimize yönlendirecek ve onları yeşertecek fikirler bulmamız çok mu zordur, aklın sınırı bu kadar dar mıdır yoksa tembellik genlerimize mi işlemiş? Kalkındırmayı uygulamamız ve sembolik bir Robin Hood'çulukla geleceği sınırlı bölgeler kapsamından genişleterek aklın, ekonomimizin, hem de yaşam kalitemizin sınırlarının artmasını sağlamak rüya mıdır? Bence değildir.
Rüya görmek daha çok emek harcanmayan bir dünyada herkesin oturduğu yerden bolluğa, refaha, kayıtsız mutluluğa erişmesi olabilir ki zaten o kritik anda genelde hemen uyanırız :) Uyanmışken fikir üretmeye başlasak hiç fena olmayacak gibi geliyor :)
İzmir'le ne ilgisi var dersek alalım işte markalaşma.. Önce bir adım olur, sonra iki sonra kilometre taşı olur.. Markalaşmak o kadar önemli ki marketten aldığımız bütün sütler aynıyken neden X 'i tercih ettiğimizi açıklayamadığımız anda aklımıza gelen çarpıcı bir gerçektir efendim güncel dünyada kendisi :)

No comments:
Post a Comment